insan bu su misali...der bir şair su gibi aziz ol der atalarımız,suyun ne kadar hayati bir şey olduğunu bildiklerinden aç 15 gün susuz 3 gün yaşar insan(bu durum bünyeye ve şartlara göre değişkenlik göstersede), vücüdun dörtte üçü su su beslenmemiz için gerekli tüm gıdaların toprakta yetişmesini sağlayan ana besinlerden biri... su savaşları olur diyorlar ilerde,suyun yokluğunun korkunçluğuna binaen su temizliktir su ferahlık, evet su gibi ol yavrum eğer su sadece bu anlamlara geliyorsa ama su gibi olma yavrum su renksizdir su girdiği her kabın şekline göre şekil alır,adeta kişiliksiz biraz fazlaysa felakettir seldir su,alır götürür önüne kattığı her şeyi yüzme bilmeyeni adeta yutar,derin sulaar o kadar da merhametsizdir su gibi olma sen, bir duruşun olsun su gibi olma hayata bir bakışın senin görüşlerin olsun, su gibi olma lütfen olayları başkalarının yorumlaamasını bekleme senin bir fikrin olsun su gibi olma senin bir kişiliğin olsun.... doldurduğum kabın şeklini alır ya su , her oturup kalktığınla, başka bir uçta yaşıyorsan,kendini geliştirmek anlamında değil, üretemiyor,düşünemiyor,hep bir koyun gibi güdülüyor yada her seferinde sürü psikolojisiyle uçurumlardan atlıyorsan insan olmanın en önemli vasfı olan KİMLİK kargaşası yaşıyorsan yazık 80 yaşında olsan da daha yolun başındasın demektir... onlaruyurken
BEN İM PATİKLERİM PEMBE AMA BU YAZININ HANGİ RUH HALİ İLE YAZILDIĞINI TAHMİN EDEBİLİYORUM ... SONUÇTA ERKEK LERİ BU RUH HALİYLE YETİŞTİREN BİZ PEMBE PATİKLİ ANNELERİZ. ÇOK MİZAHİ OLMUŞ TEŞEKKÜRLER...
ONLAR UYURKEN
"Erkekler ağlamaz." "Erkekler korkmaz." "Erkekler kari gibi gülmez." Derken ortalık dul kadından geçilmiyor. Zira zavallı erkekler genç yasta Hakkın rahmetine kavuşuyorlar. Siz hiç kapı komşusuna sabah kahvesine gidip karisini çekiştiren erkek gördünüz mü? Fare görünce bağıran? "Bu ara sinirlerim zayıf" deyip ha bire ağlayan? Oysa onlar da kadınlarla ayni duygulara sahip olarak geliyorlar dünyaya. Lakin daha ilk gün ayaklarına mavi patik giydirmek suretiyle "Ağır ol bakalım!" diyoruz. "Ne alâkası var mavi patikle?" demeyin. Mavi soğuk ve ciddi bir renktir. Kime isterseniz sorun. Ve katiyen tesadüf değildir o patiklerin rengi. Düşünülmüş, taşınılmış,seçilmiştir. Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir: Sen erkeksin. Erkek olmanın gerekleri vardır. Ömrünün sonuna kadar bunları yerine getirmekle yükümlüsün. Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı. İçine ata ata ne kadar yasayabilirsen artık.Bize sorarsan pek uzun süreceği kanaatinde değiliz. Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu unutmamandır. Misal,Âşık oldun. Sakin belli etme. Bırak karsındaki yansın tutuşsun. Sen ağır ol. Molla desinler yeter ki aşık demesinler. Misal,Sevgilinden ayrıldın. Sakin ağlayıp sızlama. Yine bırak karsındaki yıkılıp sürünsün. Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır. Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla alınmış bulunuyor. Misal, Eve hırsız girdi. Karınla yataktasınız. Tıkırtı duydunuz ya da hırsızla burun buruna geldiniz. Kim boğuşacak adamla? Bak bakalım karinin ayaklarına! Ne renk patikleri? Pembe. Ya hırsızınkiyle seninki? Mavi. Kural, Mavililer boğuşacak. Pembeliler bağıracak. Herkes görevini bilsin. Ta doğum hanede yapıldı bu is bölümü. Misal, Esinle kavga ettin. Ne yapacaksın? Hiç. İşine gidip hiçbir şey olmamış gibi çalışacaksın. "Ay İsmail çok sinirim bozuk, benimki sabah sabah anneme laf etti" diyemezsin. Karin o esnada telefonun başında, bir sigara ve bir kahve eşliğinde arkadaşlarına seni çekiştiriyor olabilir. Olsun. Onun mazereti var, patikleri pembe. Misal, Evde aniden bir böcek peydahlandı. Kim gidecek üstüne? Tabii ki sen. Zira karinin gitmesi hiçbir ise yaramaz. Böcek renk körü mü? Maviyle pembeyi ayıramaz mi? Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar? Tam tersine aşka gelip karinin üzerine tırmanmaya bile kalkışabilir. Ama mavi... Bırrrrr. Misal, Savaşa gidilecek. Kim gidecek? Tabii ki Mehmetçik. Sen hiç "Vatan sağolsun" diye bağıran Ayşecik gördün mü? Benim bildiğim Ayşecik kameranın karsısında "Size baba diyebilir miyim amca?" diyordu ve hatırladığım kadarıyla omuzunda tüfek falan da yoktu. Diyeceğim, mavi patikli olmak zor zanaat.
aklımıza gelen neden başımıza gelir; çünkü o işte başımıza gelen şeyin olasılığı zaten çok yüksektir de ondan... onlaruyurken aklınıza gelen başınıza gelince (sevinmeyin size özel bir yetenek verildi diye sadece bir daha ki sefere lütfen TEDBİR ALIN:)
benim hep böyle kalacağım sanıyorsun şimdi sen, günün çok yoğun biliyorum , ama ne olur sarıl bana ,son kezmiş gibi .çünkü ben ,biraz sonra yaşımın bu dakikasını bir daha yaşamıyacağım .bana bir şeyler öğret ,çünkü ben birazdan şuan ki gibi algılamıyacağım. öp beni anne cennet kokulum diye çünkü ben biraz büyüdüğümde böyle cennet kokmayacağım .biliyorum ben senin heer zaman küçüğün olarak kalacağım ,ama ben büyüyeceğim anne,hep böyle kalmayacağım... ----------------- henüz vakit varken sarılmalıyım dedi anne, vakit varken dinlemeliyim onları,söylemeliyim duymaya muhtaç oldukları sözcükleri...uzun uzun baktı anne ONLARA birazdan hayatın yoğun temposuna döneceğini bile bile. onlaruyurken
bu dünyada ,konuşacak anlamlı bir şeyi olmadığı halde,ömürlerini sadece konuşarak geçiren o kadar çok insan varki... ............................... bilmiyorum ,bir anne olarak nasıl bir ders çıkarmalı bu sözden...
kişinin kendine yaptığı kötülüğü ,kimse ona yapamaz...(takdir edilen imtihanlar hariç)
"başınıza gelen her musibet,kendi elinizle yaptığınızın bir sonucudur"(şura:30)
allaha yapılan hataları bağışlar rabbimiz,eğer içten tevbe edilir dönülmesse geriye...
insanlar yapılan hataları affeder,doğru bir uslüp kullanırsanız...
ve bağışlayabilirsiniz insanları hazm edilemiyecek kadar büyük değilse hataları...
ama insan en zor kendini bağışlar,kendi hatalarının sonucuysa,elindekiler... affetmek büyüklük(müş) bence büyüklük ,insanın kendini affedebilmesi... affet kendini, boğuşma geceleri,vicdan denen kabusunla... ve kırma başkalarını, kendinle boğuşurken , kızdığın sinirlendiğin onlarmış gibi... onlaruyurken
Teşekkürler Elif Şafak . Böyle güzel bir kitap yazdığınız, biz annelere kelimeleri bulup da ifade edemediğimiz şeyleri anlattığınız için. Bence bu kitabın başında ''Dikkat hiç bebek sahibi olmamış kadınlar için tehlikeli ve sakıncalıdır.'' diye bir ibare olmalı, zira ben ilk bebeğimde kitabın son kısımlarındaki cümleleri okusaydım... Ama kitabı ortalara kadar adeta yudum yudum okudum çok soğuk bir içecekle sussuzluğumu giderecek gibi içtim. Ben kitabın ortalarındayken siz ikinci bebeğinizi dünyaya getirdiniz.İnternette resimlerinize baktım.Annelik ne büyülü bir dünya, o kadar ağır günlere rağmen , tekrar tekrar yaşamak zor gelmiyor dedim insana.Umarım yeni bebelerinizde:) o günleri birdaha yaşamazsınız. İçinizdeki tüm sesleri bir karaktere, ete kemiğe bürümeniz.Parmak kadınlarla olan diyaloglarınız, iç dünyanıza yaptığınız derin yolculuklar harikaydı.artık sizden bebek ve anne üzerine kitaplar bekiyoruz... onlaruyurken