Bırak gözüne gözüne batsın ,bırak seni her fırsatta rahatsız etsin.
Hayat bu her zaman sadece kendimize ait şeyleri değil bazende emanetleri kullanırız.aldığımız emanetlerini biran önce kullanıp sahiplerine teslim etmeliyiz.kullanıp kaldırmak sonralara bırakmakher zaman sıkıntı verir sahiplerine .
Emanetlerin yerini öyleayarlamalıyız ki ,bizi rahatsız etsin ve bizi biran önce emaneti (ödünç alınmış şeyleri )teslim etmeye itsin.
Şu köşe tabaklar ,şu köşe elbiseler ,şu köşe ayakkabılar köşesi olduğugibi ,o köşede emanetler köşesi olsun.
Evde çocuklar bilsin ,onların dokunulmazlığını .emaneti teslimdeki titizliğinizi görsünler ve onlarda rahatsız olsun arkadaşlarından aldıkları minicik bir şeyin bile varlığından…rahatsız olsunlar ki bir an önce teslim etsinler sahiplerine emanete bir şey olmadan.
Biz bukonuda ne kadar hassas olursak yavrularımızda ,emanetlerkonusunda bir o kadar hassas olmayı öğrenir. onlaruyurken
Sen unutsan da bedenin ve ruhun unutmuyor yaşananları…
Bilgisayardaki bilgileri sildiğini sanırsın,çöp kutusuna atar oradan da silersin.sonra öğrenirsin aslında kaydedilmiş hiçbir şey silinmez.hepsinin bir şifresi vardır ,izi vardır bilgisayarın beyninde.
Bizde öyleyiz,sileriz her şeyi,unuttururuz kendimize,her şeyin kayıtlarda kaldığını bile bile…
Bu devekuşu misali toprağa gömmektir başımızı.hani biz hatırlamıyoruz ya bitmiştir sıkıntılar güya…
Oysa cezalandırırız bize karşı hata yapanları bir şekilde.
cezalandırır bedenimizi ruhumuz ,yaptıklarının intikamını haberimiz olmadan alır.
Kimi zaman hastalıktır bu,kimi zaman bitmeyen depresyon ve ruh sıkıntıları.
Kişi yetişkin olmuştur ama çocukluğunda yaşadıklarının izini taşır ruhu.yetişkin olmuştur ama bir tarafında hala acı çeken bir çocuk ağlar durur hep.
Allah ‘ım ne hassas bir durum bir çocuğun sorumluluğunu almak…
Onlara acı verecek izler bırakmayalım yüreklerinde.basite aldığımız ama onlar için önemli olan şeyleri es geçmeyelim.biz anneler bunun için varız.Allah onları bize şefkate doyuralım diye vermedi mi…ne çok ihtiyaçları var korunmaya,ne çok ihtiyaçları var şefkate dokunulmaya ama incitmedenlütfen
O anları hep tekrar tekrar yaşamak isteriz,yıllar sonrasına bir mesaj göndermek,gelecek nesle "bir zamanları" delillendirmek isteriz.yada sevdiğimiz varlıkların o anı okadar sevimlidirki bize,mümkün olsa o anlarını paketleyip saklamak isteriz...
fotoğraf,kamera vb makinalar bir lutuftur bize...
ama en güzel kayıt aygıtları sevdiklerimizin beyinleridir...
onlara hayat boyu anacakları güzel anlar yaşatabiliyorsak,yaşama sevinci verebiliyor,mutlu edebiliyorsak,onların ruhlarında bırakabiliyorsak O RESİMLERİ ne mutlu bize...
Tam o sırada camın önündeydi çocuk. oysa tek yaptığı sokağa bakmak,sonra karşı binalarda perdesi açık olan , zevkle döşenmiş odaları incelemekti ...
_allah kur an da izin verilmediği müddetce evlere girmeyin diyor...
_ama anne rahatsız olsalar perdeleri açmazlarki,hem ben evlerine girmiyorum ki,dedi çocuk
_izinsiz izlemekte bir yerde girmektir...dedi anne...
onlar bizden öğrenecek ,özeli ve sınırları ,anneleri tecavüz ederse başkalarının hayatına çocuklar elbette bunu normal görecektir ...merak gelişmesi için gerekli bir duyguyken çocukta ,yanlış yönlendirilirse ,başkalarının özeline cüretkarca girmelerine neden olacaktıır...
-------------------------------------------------
SENİ anıyorum yine ya ömer,hani sen halifeyken gece dolaşırdın ya sokakları ,ihtiyacı olan varmı diye,derken bir eve gelmiş içerde evin sahibinin içki içip eğlendiğini kapıdan dinlemiştin ve hışımla duvardan atlamıştın ya...bağırmış çağırmıştın,ama ev sahibi sana ya Ömer evet ben içki içiyorum bunun günahındanda utanıyorum ama sende iki hata yaptın birincisi allah evlere izinsiz girmeyin dediği halde ,evime duvarımdan girdin ,ikincisi insanların günahını araştırmayın dediği halde,sen benim kötü örnek olmamak için gizlediğim günahımı araştırıp açık ettin,demişti ya.sen nasıl utanmış ,günahkar olmasına rağmen o kişinin sınırlarını çiğnediğin için özür dileyip evinden ayrılmıştın.içim burkuldu,seni anarken...
şimdi sınırlar sırlar çiğneniyor ,zevkle çiğneniyor ağızlarda sakız gibi .gözler her yakaladığı ayıbı kaçırmamak için dahada irileşiyor, ah birde o kulaklar,dinlememesi gereken gizliyi nasılda dinliyor...
biz korumazsak , öğretmezssek sınırları çocuklarımıza,hele birde zevkle büyük bir iştahla başkalarının sınırlarını çiğnersek,zaman birgün bunun intikamını alır bizden...
ilkokulda çocuğu olanlar veya o günleri hatırlıyanlar bilir derslerden birtanesinde konu ,ihtiyaçlarımız ,isteklerimiz ,gerksinimlerimizdir .bu konuyu milli eğitim kitaplarına koyan eğitimcilerin kaygılarının ne olduğunu biliyorum.müsrif bir nesil yetişmesini istemiyorlar.çünkü israfın ne olduğunu bilmeyen toplumların ,ülke ekonomisini ne hale getireceğinin bilincindeler .sadece ülkemi aileler de dağılıyor ,ihtiyaçlarla arzularını birbirinden ayırmasını bilmeyen, harcamasını bütçesi ile orantılamasını beceremiyen insanlar yüzünden.
bu eğitim çocukkken verilmeli sadece aileler ve okul değil bütün bir toplum sorumlu bundan. gazetesinden ,dergisine, televizyonundan, market ve mağazalarına kadar herkes.ama hayır onların hiç bir kaygısı yok bundan ,kullandıkları önemsiz gibi duran cümlelerin yeni nesle neler yaptığını umursamaz haldeler.ekranlar en lazım olmayan şeyleri bile ihtiyaçmış gibi gösterirken,marketlerin ve mağazaların çocukların daha çok alma eylimi göstereceği şeyleri(bu bir satış taktiği)en ön raflara koyarken biz annelere daha çok iş düşüyor.ve çocuk dergilerinden bir tanesi beni çok rahatsız etti.
küçük kızlar için çıkan bir dergi ,derginin hikaye köşesinde bir kızın hikayesi anlatılıyor aktarıyorum"yeni bir kıyafet aldılar iki arkadaş,aslında aynından evde vardı,fakat arkadaşı ısrar etmişti yenilerini almak için hem böylece kafalarıda dağılmış olurdu"evet kafa dağıtmak için alış veriş,hemde zaten yenisi varken.
yeni nesil en doğru şekilde nasıl kafasını dağıtacağını kendi bile bilir ,ah yanlış yönlendirmeler olmasa.
tüketim toplumu olarak yetişen son nesil ,bir gün inşaallah bize kızmaz; neden bize üretimin hazzını hiç tattırmadınız diye.
medine sokakalarında yine güzel bir gün tüm çocuklar sokaklarda cıvıl cıvıl...müslüman hanımlardan birtanesi sokaktaki oğluna defalarca eve girmesini söylemiş ama onu birtürlü içeri alamamştı.artık iyice gerilen anne
-içeri gel sana bir sürü hurma vereceğim ,dedi.çocuk sevinçle eve koştu.o sırada sokaktan geçmekte olan hz.MUHAMMED(sav) olaya şahit olmuştu.
-o na gerçekten o hurmaları vercekmisin ?anne
-hayır ya resulullah ,eve girsin diye ölesine diyiverdim.peygamberimiz
-şu an sana bir günah yazılacağını bilmiyormusun?
anne şaşırmıştı,çocuğuna öylesine söylediği bir sözün allah katında yalan hükmünde olmasına
çocuk canlı bir örnek ister ,ne kadar sıkışırsa sıkışsın yalan söylemeyen dürüst bir ebeveyn ister.çocuktur anlamz düşüncesinin meyvesi bir süre sonra toplanıyor malesef,bir acı meyve ki tadını ancak anneler bilirler...çünkü en bilinçli anneler bile bu hataya zaman zaman düşüyor.peygamberimiz in çocuklara muamelede bir tavsiyesi çok dikkat çekicidir,çocuklara yetişkinmiş gibi saygı gösterin ,ama bir yetişkinden bekleneni beklemeyin diyor.onlara saygılı olmak .yetişkinlere bile bir hiç muamelesi yapılan, bu yüzden de silik bir neslin yetiştiği bir toplumda ne çok ihtiyacımız var buna...