insan bu su misali...der bir şair su gibi aziz ol der atalarımız,suyun ne kadar hayati bir şey olduğunu bildiklerinden aç 15 gün susuz 3 gün yaşar insan(bu durum bünyeye ve şartlara göre değişkenlik göstersede), vücüdun dörtte üçü su su beslenmemiz için gerekli tüm gıdaların toprakta yetişmesini sağlayan ana besinlerden biri... su savaşları olur diyorlar ilerde,suyun yokluğunun korkunçluğuna binaen su temizliktir su ferahlık, evet su gibi ol yavrum eğer su sadece bu anlamlara geliyorsa ama su gibi olma yavrum su renksizdir su girdiği her kabın şekline göre şekil alır,adeta kişiliksiz biraz fazlaysa felakettir seldir su,alır götürür önüne kattığı her şeyi yüzme bilmeyeni adeta yutar,derin sulaar o kadar da merhametsizdir su gibi olma sen, bir duruşun olsun su gibi olma hayata bir bakışın senin görüşlerin olsun, su gibi olma lütfen olayları başkalarının yorumlaamasını bekleme senin bir fikrin olsun su gibi olma senin bir kişiliğin olsun.... doldurduğum kabın şeklini alır ya su , her oturup kalktığınla, başka bir uçta yaşıyorsan,kendini geliştirmek anlamında değil, üretemiyor,düşünemiyor,hep bir koyun gibi güdülüyor yada her seferinde sürü psikolojisiyle uçurumlardan atlıyorsan insan olmanın en önemli vasfı olan KİMLİK kargaşası yaşıyorsan yazık 80 yaşında olsan da daha yolun başındasın demektir... onlaruyurken
kişinin kendine yaptığı kötülüğü ,kimse ona yapamaz...(takdir edilen imtihanlar hariç)
"başınıza gelen her musibet,kendi elinizle yaptığınızın bir sonucudur"(şura:30)
allaha yapılan hataları bağışlar rabbimiz,eğer içten tevbe edilir dönülmesse geriye...
insanlar yapılan hataları affeder,doğru bir uslüp kullanırsanız...
ve bağışlayabilirsiniz insanları hazm edilemiyecek kadar büyük değilse hataları...
ama insan en zor kendini bağışlar,kendi hatalarının sonucuysa,elindekiler... affetmek büyüklük(müş) bence büyüklük ,insanın kendini affedebilmesi... affet kendini, boğuşma geceleri,vicdan denen kabusunla... ve kırma başkalarını, kendinle boğuşurken , kızdığın sinirlendiğin onlarmış gibi... onlaruyurken
gecenin bir yarısı bir sürü kaygıyla yatağından fırladı ,sonra uyuyamadı,ellerinden bir şeyler kayar gibiydi.tutmak istedi,ellerini sımsıkı yumdu.hayatın kısalığı ,ömrün inanılmaz bir hızla geçmesinin artık ne anlama geldiğini biliyordu.bu günü kurtarmalıyım dedi.belki sevdiklerimi kucaklamam için yarın çok geç.varsa söyleyecek bir çift sözüm bu gün söylemeliyim.yapmam gereken bir şey varsa bugün yapmalıyım,ne büyük gaflet bu günün işini yarına bırakmak, sanki yarının garantisi varmış gibi.yada varsa ömrümüz ,yarının işi ,problemleri kendine yetmezmiş gibi... onlaruyurken
Anılara yolculuk etmemizi sağlayan ,adeta birer şifre dir kokular...Çocukluğunuza dönmek istiyorsanız küçücükken bulunduğunuz ortamdaki kokulardan biriyle karşılaşmanız yeterli...Konuk olduğunuz bir evdeki ,ilk girişteki aldığınız bir koku siizi taa yıllar öncesine annenizin elin den tutup gittiğiniz bir an a götürebilir...Yada kokladığınız bir çiçek mesela kasımpatı ,sizi anneannenizin bahçesinde oyunlar oynadığınız zamana bırakabilir.Okuduğunuz bir kitabın kokusu yine size ilk alınan kitabın heyecanını tekrar yaşatabilir.Birde şekerli mısırlar dermişim...TEŞEKKÜRLER ASFUR kuşum beni ,ablamla en çok sevdiğimiz renkli şekerli mısırları yediğimiz ve evde yapma denemelerinin fiyasko olduğu ,o şeker günlere götürdüğün için.
not :bilmiyorum herkes renkli şekerli mısırları severmi.bulunduğumuz yerde nadir bulunuyor,
ama asfur orjinalinin aynını yaptığı için artık aramamıza gerek kalmadı...
''HİJYEN İSTEDİ, MESLEKTEN MEN EDİLDİ'' Dr. Phillippe Ignace Semmelweis, yaklaşık 150 yıl önce, çalıştığı hastanede, ebelerin yaptırdığı doğumlarda anne ölümlerinin, doktor veya tıp öğrencileri tarafından gerçekleştirilenlere göre çok düşük olduğunu fark etti. Bunun nedenini doktorların otopsi sonrası ellerini yıkamadan doğrudan doğumlara girmesine bağlayan Semmelweis, kliniğinde sıkı bir el yıkama uygulaması başlattı. Anne ölüm oranını, 3 haftada yüzde 22'den yüzde 3'e düşürmeyi başaran Semmelweis'in el yıkama önerisini hekimlik için onur kırıcı bulan Viyana Tabip Odası, onu meslekten men etti. Semmelweis, yoksulluk içinde bir akıl hastanesinde yaşamını yitirdi.
------------------------------------------------------- bilim adamlarının geçmişte böyle yanlış yargıları ve tutumları VARDI. bu yüzden meslektaşları ve bağnazlığa kurban giden insanlar oldu... BUGÜNDE ŞEKİLLERİ YÖNTEMLERİ DEĞİŞSEDE AYNI BAĞNAZ VE ÖNYARGI ZİHNİYETİNE ,İNSANLARI KURBAN EDEN DESPOTLAR HALA VAR...
eğer hiçbiri değil sadece bir insansan,yada herhangi bir varlık
seni anlamak için senin yerine koyarım kendimi
yaptığın hareketi iyiye yorarım,neden öyle davrandığını anlamaya çalışırım
benmi neden oldum acaba derim kendime
bilirim hiç bir hareket nedensiz değildir
dünya da düzen etki tepki üzerine kurulmuş ,yeryüzünün yasalarından biridir bu.
birini anlamak için illa damdan mı düşmek gerek hocam,çünkü öyle der nasrettin hoca damdan düştüğü vakit "siz gidin bana damdan düşeni getirin" diye
yerine koyarım kendimi,seni anlamak için,senin yaşadığını yaşamamış bile olsam seni anlayabilecek kapasitede yaratıldım biliyorum
bütün insanlar aynı kaderi yaşamazlar,ama hayatlarımızda öyle benzerlikler ve ortak noktalar varki hiç bir farklılık tamamen ayırmaz birimizi diğerimizden...
ölüm ...herkese farklı şeyler hissettirir diyebilirmiyiz?
ölüm ...kimine göre kurtuluş .
ölüm ...kimine göre bir başlangıç.
ölüm ...kimine göre bir son.
ismi ne soğuktur inancı zayıf olan için.hele bu hayatta bu hayata dair yatırımlar yapmaksa tek yaptığı...gelecek olan hesabı ince olan yeri algılamak istemiyorsa tüm duyuları...
"her canlı ölümü mutlaka tadacak" gerçeği bangır bangır bağırırken dünyada.bu gerçeğin sesini duymamak için tıkasakta kulaklarımızı.biliyoruz o sonla bir gün karşılaşacak ve kıyamete kadar bekletilmek için mezarlarımıza alınacağız .
kaçış yok her adım ona doğru atılan bir adım aslında...
-------------------
" kurtar "der bir adam hz süleymana gelip" ne olur beni kurtar "hz süleyman der "nedir derdin"
"bir adam beni takip ediyor canıma kast etmesin den korkuyorum"
"senin için ne yapabilirim " der hz süleyman.adam der "beni çine gönder beni orda bulamaz"
adamı çine gönderir peygamber(kendine verilen özel yeteneklerle) birazdan kapıda bekleyen şahsın korktuğu kişiyi içeri çağırır ve sorar,neden korkuttun adamı ve sen kimsin
"adam ben azrailim onun canını çinde almam emredilmişti onu burada görünce çok şaşırdım ve bu adamın az bir zamanı kaldı bu kadar kısa zamanda çine nasıl gidecek diye düşünüyordum .ama az önce gördümki çinde ve tam emredilen yerde şaşkınlığım geçti ve görevimi ifa ettim"...
--------------
bir sürü haber izleriz her gün,ölümler bizi üzer.ve deriz "yani biraz dikkatli olsaydı"insan sağına soluna bakmazmı ,tedbirini olmaz mı vs...
bahanedir aslında her şey ,tek gerçek vaktin dolmuş olmasıdır.
tedbir nedirki hayatın gerçeği ölümün yanında ...
sadece allaha hesap verirken,rabbim ben gerkeni yaptım diyebilmek ve vicdan sorgusundan alın akıyla çıkabilmektir.
ölüm ...yeni ve sonsuz hayatın ,kapısı...
ölüm... inanan ve inandığı doğruları sonuna kadar yaşayan için cennete kavuşmasının tek yolu.
Her insanın bir sözlüğü yada bir adet kullanma kılavuzu olmalı.
Ne demek istediğini anlamadığımızda bakacağımız bir kaynak olmalı.
İnsanlar farklı farklı.herkesin kendine has bir dili,kendini ifade ediş şekli var.çünkü herkes değişik ortamlarda yetişti.bazen bakıyorum çocuklarımın hiç birinin huyu diğerine benzemiyor.huyları,beklentileri,kendilerini ifade ediş tarzları tamamen farklı.hepsinin aynı ortamda büyümelerine,birçok şeyi ortak yaşamalarına rağmen… bir evde bu kadar farklı insanyetiştirmek mümkün oluyorken dünyadaki çeşitliliği hayal bile edemiyorum
Aynı evde kiçocuklara bile aynı dille ulaşmak mümkün değilken ,tamamen farklı ortamlarda büyümüş yetişkinlerinde aynı ruh ve ifade dilini kullanmasını beklemekhaksızlık olur.
Benden farklı olmansenin kötü veya eksik bir insanolduğunu göstermez.
Aynı zamanda benimsenden farklı olmam da benim kötü veya eksik bir insan olduğumu göstermez.
mümin kendisiyle dostluk kurulabilen kişidir.insanlarla dost olmayan ve kendisiyle dostluk kurulamayan kişide hayır yoktur.(hadisi şerif)
iyi dostluklar temiz hesaplarla kurulur.(balzac)
dost, rahatlık veren bir merhemdir.(nizami)
hayatın iniş ve çıkşlarında,hep yanımızdadır onlar.mutluluğumuzu mutluluğu bilirler, üzüntülerimiz onları bizim kadar üzer.biliriz onların hep dualarındayız.dostu olmayan çok büyük bir nimetten mahrumdur.bazen iç dünyanızda uçurumlara gittiğinizde sizi vahiyle kurtaran,belki tek cümleyle sizi kendinize getiren onlardır .peygamberimizin yanında dostu hz ebubekir vardı.hz isanın yanında havarileri,hz musa kardeşi harunla desteklendi.kimse yanlızlığı kaldıramaz.düşmeyecek bir insan yoktur dünyada,tek doğrultacak dostu olsun insanın.tabi abartmadan sevmeli ve sevilmeli,sınırlar iyi korunmalı ki ,insan oldukları unutulup hayal kırıklığına uğranılmasın.